Köksüz
ağaçlarımı söktüm, ellerimi çözdüm ve tırnaklarımla bulutlara tırmandım.
Mavi’de kayboldum, biraz deniz, biraz gök, biraz toprak, biraz kök ve köklerimi
ağaçlarıma bağladım. Çul gibi, çaput gibi. Zihnimde yaradılışıma dair deli
sorular, hepsi birer maymuncuk. Zihnim serilmiş masama, zihnim sözlük, zihnim
küf. Kazısam altından yıldızlı bir gökyüzü çıkar ama benim aslında tesadüflerim
var, cahilce cesaret ettiğim maceralarımla eş zamanlı. Kabiliyetim var
sırsızlığa, önüm arkam sağım solum köle, saklanmıyor töre, katlanıp sandıklara
konulmuyor bela, yarımdan tam, susunca haklı, gidince farklı olunmuyor. Bazen
kelimelere gerek duyulmuyor. Bazen ne söylesen az kalıyor. Göz gözü görmeyince,
gönül buna katlanmıyor. Bilemeyeceğimiz kadar çok sayıda bilinmeyen arasından,
en bilinmezi seçip, yedi kat göklerde kanat çırpan hayallerin peşinden asırlar boyu koşulmuyor... (Devam edecek)
