22 Nisan 2014 Salı

Takıntı

Yeni bir tavır takınıyorum. Ne olduğunu bilmediğim şeylere karşı sıradan bir hiççilik oynuyorum. Bilmediğim bir anlamı var bu hiçlerin.
   Hissizlik hasıl oldu kirli pabuçlarımın altında. Bastığım yerler kayıyor sessizce altımdan. Sessiz olan ayaklarım mı, ayıklarımdan akan kan mı bu sessiz şırıltı. 
   Çocuklar gibi aradan sıvışıp kalabalığa karışıyor sesli mesajlarım. Şimdi diyorum,tam zamanı; edebiyat parçalamalıyım. Parçalardan bütüne varmalıyım. 
    Ezilme diyorum sonra kelimelerin altında, ardında bıraktığın her anıya bir tekme savurmalısın. 
    Soğuk bir duvara yaslandıkça üşüyen, üşüdükçe küflenen sırtımı yasladığım bu adama küfür edip rahatlamalıyım. 
     İçimde deprem, altımda enkaz, düşüyorum suskunluklarımın ortasına. Gümbür gümbür yağıyor isyanlarım İstanbul'un göbeğine. Sarsıntı artçı şeklinde, verdiğim sözlere dayanamayacak kadar zayıf kelimelerle kafa tutuyorum geleceğime. 
    Evet parçalıyorum elimden geldiğince hepsini, düşüyorum gözlerinden damla damla, ağla ağla bitiremiyorum seni. Dağıtıp dağınık bırakıyorum lanet olası gerçeklerimi. Tükürüyorum izi kalıyor, örtemiyorun terbiyesizliklerimi. Aslında bir cesaret sevebilsek ya birbirimizi...