Hala üzerinde çalıştığım "Öteki Kadın" adlı romanımın baş kahramanından bir isyan paragrafı:
Dışarıdan bakınca her şeyin günlük güneşlik göründüğünü biliyorum. Benim cephemden bakamadığın için özeniyorsun belki de sahip olduklarıma. Oysaki ben kendi kendime Tanrıyla konuşup, derdimi anlatırken hiç yoksun yanımda. Hiç bilmiyorsun ne kadar ağır geliyor bazı şeyler. Göremiyorsun, göremeyeceksin, görmek de istemiyorsun sanırım. Çünkü benim şımarık olduğumu düşünmek çok daha kolay. “Suratın da hep asık yahu senin” demek daha az yorucu düşünüp kafa yormaktan. Belkilerim, keşkelerim ve amalarım arasında koşa koşa geçiyor ömrüm ve sen, benim elimden tutanımın olmadığını bilmiyorsun değil mi? Kazanan gibi görünürken içindeki kaybedenle yaşamaya çalışmanın ne demek olduğundan haberin bile yok. Olmasın da bu saatten sonra! Hep birileri daha mutlu, daha huzurlu, daha zengindir uzaktan bakınca. Senin için tüm bunların taşıdığı anlam belki benim için başka bir şeydir. Artık tek istediğimse, benim için konuşman ya da daha kötüsü beni anlamaya çalışman yerine sadece ve sadece susman. Çünkü benim, beni anlamana değil, susmana ihtiyacım var. Sükunet içinde, huzurun fısıldadıklarını duymaya, duyduklarımla mutlu olmaya aç benim karnım. Senin dar dünyanın, yavan kurallarına değil! Beni rahat bırak !
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder