22 Haziran 2014 Pazar

Unutma

Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki, kendini tüm geçmiş sevişmelerini kalkan yapıp eskilerinle savaşırken bulursun. 
Ve sonra düşüncelerini muntazam bir şekilde sıraya koymuşken, kusurlu davranışlarınla hesaplaşmak zorunda bırakır seni hırçınlığın. Kafan büyük şehirler kadar kalabalıkken, tenha kasabalara çekilip sakinleşmeye çalışırsın. Nefesini tutar, düşüncelerinin en dibine iner, oraya oturursun. Koca bir okyanusta dibe vurmuş küçük balıkçı teknesi gibi. Orada dövünür durursun. Zaten bütün insanlar dövülür hayat tarafından. Öyle hemen ödül yok! Basit bir hesaplaşma değil hayat, kazanmak da kaybetmek de yok! Kazanınca da kaybedersin çünkü. Geçmişe dönüp bakarken önündeki geleceğe takılıp düşebilirsin de. Unutma ama, üzerinden tek bir saniye bile geçtiğinde yaşananlar mazi olur. Her şey bir saniyede değişir. Ve insan geçmişiyle her hesaplaşmaya kalktığında yanlış şeyler hatırlar, irkilir. O yüzden dönüp bakma hiçbir şeye! Hele ki kendine! Bırak hatırlama! Donarak ölür hatıralarını canlı tutanlar. Tutma, donma, ölme! Hayata, gidenlerin arkasından bakmak yerine, yüksek dağların en tepesine çıkıp oradan bak! Bütün şehir ayaklarının altında kalsın, onlar küçüldükçe sen büyüt onurunu. Kötüyle kötü, çirkinle çirkin olma, elini çamura sakın ola bulama. Zira hayat, ona nereden baktığına bağlı. Nerede doğduğuna, yaşadığına, yaşadıklarınla aranda ne kadar mesafe bıraktığına değil. Bazen ne istediğine değil, ne istemediğine karar vermek de hayat kurtarır, bunu asla unutma! Her şeyi deneyip yanıla yanıla kaybetmektense, uğruna yaşadığın şeye sarılıp sabit kalmayı dene. Kızmaktan vazgeç ve kendine yakıştıramadığın öfkeni temizle. Sadece ve sadece tırnaklarını bile ve kulağına fısıldayan iç sesini dinle. Her şey zamanını bekler ve hak yerini bulur elbette!


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder