Eskiden bu kadar hayvansever yoktu doğru. Çünkü eskiden insanlar bu kadar acayipleşmemişti. İnsanların henüz çokça bencilleşmediği bir dönemdeydi benim çocukluğum. Çocukların parklarda oynayabildiği, ağaçlara tırmanabildiği, bahçelerde kedilerle sevişebildiği, köpeklerle top oynayabildiği, arkadaşların birbirlerinin evine rahatça girip çıkabildiği, anne yokken komşu teyzeden bir bardak suyun rahatlıkla istenebildiği kalabalık ve güzel bir çocukluktu yaşadığımız. Komşuda pişenden bize de düştüğü, bizde pişeni komşuyla bölüştüğümüz, olmayanın gözüne "bizde var baak" dercesine sokmadığımız adam gibi bir insanlık anlayışıydı bizimkisi. İnsanlar birbirlerini daha az kırardı mesela. İftira, dedikodu, riya, haset, düşmanlık, kin daha az yaygındı. Delirmemişti kimse bu kadar! Ve bu yüzden de insanlar birbirlerini sever, sevgi açlığıyla yanıp tutuşmazdı. Evinde evcil hayvanı olan çok az insan vardı.
Şimdi artık çok farklı. Herkes gün geçtikçe daha da yalnızlaşıyor ve kediler, köpekler, kuşlar evlerimizde, sokaklarımızda, kalplerimize taht kuruyorlar. Her geçen gün biraz daha yakınlaşıyoruz onlarla çünkü onlar kalpte kapanmayan dil yarası açmıyorlar. Gerçek dost onlar. Ne yaparsan yap seni sevmeye devam ediyorlar. Seni koruyup, kollayıp senin için gerçekten üzülüyorlar. Gerçekler. Şu an yaşadığımız sanal mutlulukların içinde tek gerçek kalan onlar. Hesapsız, kitapsız pür sevgi var içlerinde. Yapmacık değiller, küçük şeylerle mutlu oluyorlar, okşayıp sevince dünyalar onların oluyor. Yalnızlığınızı alıp götürüyorlar. Ve sonra dönüp arkadaşlarıma bakıyorum ve yalnız değilmiş gibi davranmaları karşısında gerçekten üzülüyorum. Her şeyin ulu orta yaşanmasından rahatsız oluyorum. Üzülüyorum, gerçekten kahroluyorum. Her şeyden haberdar olmaktan dolayı tuhaf bir rahatsızlık duyuyorum. Eskiden kimse kimsenin balayında ne yaptığından, düğününe kaç kişinin katılıp düğün yemeği menüsünde neler olduğundan, nerede ne yemek yediğinden, evlenme yıldönümünün ne gün olduğundan, tatilde ne yiyip içtiğinden haberdar olmazdı. Evet elektronik cihazlarımız yoktu, internetimiz, sosyal paylaşım ağlarımız yoktu ve işte bu yüzden de dostluk diye bir şey vardı. Bazı şeyleri sadece dostlar bilirdi. Ya da en fazlası bir fotoğraf karesi görürdük o özel günlere dair. Şimdi herkesin her şeyini biliyoruz. Hatta bazılarının yaşamından saniye saniye haberdarız. Nereye kaçta gideceğinden, kiminle nerede ne yaptığından, ne yiyip içtiğinden, sevgilisiyle bu akşam evde mi otelde mi kalıyor olduğundan, sabah kaçta kalkıp işe gittiğinden, eve kaçta döndüğünden, kocasından gelen çiçekte yazan ve tamamen kişiye özel olması gereken mesajdan, bu akşam maçı kimin evinde izleyeceğinden ve yine tabii ki izlerken ne yiyip içileceğinden, evlenme tekliflerinden, doğumgünü sürprizlerinden ve sayamayacağım birçok "ÖZEL" detaydan haberdarız. Bunların hiçbiri ayıp değil evet gizleyecek bir şeyiniz de yok ona da tamam da dostlarınızla buluştuğunuzda konuşacak bir şey kalıyor mu geriye merak ediyorum. Ya da sadece dostlarınızla paylaştığınızda güzel olacak ayrıntılardan benim gibi dış kapının dış mandalı birinin haberdar olmasını garip bulmuyor musunuz? Bulmuyorsanız neden? Neden hiç özeliniz yok, neden sizin de kendinize ve sevdiklerinize saklayacağınız güzel anılarınız yok, neden hepsi kamu malı bunların?
İşte sonra bütün bu sanallığın yapaylığın ortasında sağıma bir bakıyorum Prens. Canım kedim! Okşadığım anda gırgırlanmaya ve mutluluğunu göstermeye başlıyor. Asla esirgemiyor sevgisini ve sanal değil gerçek. Birileriyle paylaşmadığımda çok daha güzel kalacak kadar gerçek.
Artık bir silkelenmek gerek. Nedir bu yaptığımız, neden bu kadar uluortayız bir sorgulamak gerek. Yeter demek, biraz kabuğumuza çekilmek, sosyal ağların kölesi olmaktan vazgeçmek gerek. Beğenmeyen gitsin diyeceksin ona da eminim ama ben seni de düşüyorum. Sen ne olacaksın? Ben gidersem, o giderse, listende konuşacak bir şeyi olmadığı için senin özel hayatını konuşanlar kaldığında ne yapacaksın? Biliyorum ki bir gün sen de sözüme geleceksin ama vakit çoktan geçmiş olacak. Geriye dönüp baktığında kendine özel hiçbir şeyin kalmaması seni de üzecek. Burada seni eleştiriyor gibi gözükürken çuvaldızı kendime batırdığımı da lütfen fark et! Ve hayatına kaldığın yerden daha gerçek şeylerle devam et. Haydi bakalım Allah'a emanet.

Sevgiler
İşte sonra bütün bu sanallığın yapaylığın ortasında sağıma bir bakıyorum Prens. Canım kedim! Okşadığım anda gırgırlanmaya ve mutluluğunu göstermeye başlıyor. Asla esirgemiyor sevgisini ve sanal değil gerçek. Birileriyle paylaşmadığımda çok daha güzel kalacak kadar gerçek.
Artık bir silkelenmek gerek. Nedir bu yaptığımız, neden bu kadar uluortayız bir sorgulamak gerek. Yeter demek, biraz kabuğumuza çekilmek, sosyal ağların kölesi olmaktan vazgeçmek gerek. Beğenmeyen gitsin diyeceksin ona da eminim ama ben seni de düşüyorum. Sen ne olacaksın? Ben gidersem, o giderse, listende konuşacak bir şeyi olmadığı için senin özel hayatını konuşanlar kaldığında ne yapacaksın? Biliyorum ki bir gün sen de sözüme geleceksin ama vakit çoktan geçmiş olacak. Geriye dönüp baktığında kendine özel hiçbir şeyin kalmaması seni de üzecek. Burada seni eleştiriyor gibi gözükürken çuvaldızı kendime batırdığımı da lütfen fark et! Ve hayatına kaldığın yerden daha gerçek şeylerle devam et. Haydi bakalım Allah'a emanet.

Sevgiler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder