Bir şeye özlem yorar insanı. Kalbini sustursan kafa sesini duyar durursun. Özlersin gidenleri.
Bazı gidişler ölüm gibidir, bazı ölümlerse gidiş gibi. Sanki her an dönecekmiş gibi bekler durursun, kapı her çaldığında o mu geldi diye koşarsın, bin kez de koşsan yorulmazsın. Ama gelmez ne giden ne ölen. Ki zaten aynıdır ikisi çoğu zaman.
Kalansa sağdır, salimdir. Ne kadar sağlam olunabilirse o kadardır. Üzgündür, çabuk kırılır, çabuk incinir kaybedenler. Her başlangıçta yeniden umutlanır, herkesten büyük olur hayal kırıklığı onların. Ve herkes aksini düşünse de o asla unutmaz gideni ve götürdüklerini.
Hiç kaybettiniz mi ağabeyinizi? Ağabey kaybetmek nedir bilir misiniz? Babanın olmadığı bir hayatta ağabeydir en büyük dağ. Ben kaybettim oradan biliyorum. Babam yok değildi, hala da var ama uzak, hem bana hem yaşadıklarıma. Biri gidince diğerleri de gider aslında. Babam da öyle olmuştu belki. Sonuçta geri kalan sağlardan biri olarak bir yanımız hep eksikti. Ne kadar eklesek de eksiliyorduk her yıl biraz daha ve sanki her geçen yıl, bizi ona biraz daha yakınlaştırıyordu. Sanki bir yerde bekliyordu o bizi ve biz sırayla onun yanına gidecektik. Ama sonra bir gün birden anladık ki bu işler sırayla olmuyordu. Önce amcamı yolladık yanına. Şimdi kimbilir sıra kimde? Yaz ayları böyle geçiyor bizde. İnanılmaz yavaş geçti sensiz 19 sene. Özledik seni dön desek dönemiyorsun ya işte en çok da o koyuyor bize. Sen bizi düşünme, rahat uyu yerinde.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder