"Delilerden ben anlamam, sen konuş onlarla."
Deli
Ben tanrıyla aynı fikirde değilim ki çoğu zaman da olmam zaten. Ona kalsa intihar edenler cehennemin dibini boylayacaklar. Peki ya ben zaten cehennemin en dibinde yaşıyorsam, devam etmek zorunda mıyım buna katlanmaya? Ben de gideceğim bir gün, hem de en bıktığım ama kimsenin bunu anlamadığı bir anda. Gideceğim hem de hiç bilinmeyen bir yoldan. İzim bile kalmayacak, takip edilemeyeceğim. Zaten aklı olan basar gider, yaşamak deli işi. Daha önce de söylemiştim benim toz pembe gözlüklerim olmadığını ve mizacımın hüzün bulutlu olduğunu.
Şimdi kızıyorsunuz bana adım gibi biliyorum. Ateist diyorsunuz bazılarınız, işin gücün isyan dediğinizi de duyuyorum. Ama öyle değil aslında. Belki sadece küsüyorumdur tanrıya, küsmez misiniz siz hiç babanıza? Tanrı dediğim için bile kızanlarınız var bana. Biliyor musunuz, hiç adil değilsiniz. Seçimlerimde bile özgür olamıyorum, müsaade etmiyorsunuz. Peki, diyelim ki ben cehennemliğim, bu fena bir şey mi? Nietzsche, Kurt Cobain, hatta Amy Winehouse bile oradalar. Eğlenmeye gidiyorum bence ben. Hücrelerime kadar akılla, mantıkla dolmaya gidiyorum. Çöp arabası gibi bir cennetin içinde yaşıyoruz farketmeden ve siz buna hayat diyorsunuz öyle mi? Hıh! Hem de uzun süredir can çekiştiğinizi bile fark etmeden yapıyorsunuz bunu. Kendi mahalinizde yapayalnız kalıyorsunuz ve yalnızlığın içinde tanımadığınız insanlarla dans ediyorsunuz. Bunun neresi cennet? Geceniz gündüzünüz karabasan aslında, normal mi böyle olması? Anlık yaşanan mutluluklarınız içinde debelenip durmak mı hoşunuza giden? Bari beni bırakın çok bilmişler, bırakın da gideyim. Aşkınız da, neşeniz de, hayatınız, şehriniz, cennetiniz de yerin dibine batsın. İstemiyorum bunların bir parçası olmak, çok şahaneymiş gibi göstermeye çalıştıklarınız arasında sahte sahte gülücükler atmak istemiyorum. Tası tarağı size bırakıp, kendi cehennemimin en dibine bir yolculuğa çıkıyorum. Hem de hafızamı da tamamen silip. Artık ne aşk acısı, ne kırgınlık, ne de sevgisizliğin burktuğu bir kalp var yanımda. Her şeyi olduğu gibi, olduğu yere bırakıyorum. Siz ister gömün, ister yakın, ister alın saklayın. Ben hafiflemişken hazır, uçuşa geçiyorum. Ayaklarım da çıplak, ruhum da. Sarf ettiğim nefesim de sonuncusu muhtemelen. Şizofren bir ruhum var benim, onu kendime saklıyorum, siz onu da bozarsanız. Böyle sonuçsuz gelişme paragraflarımdan müstakil onlarca yazı yazabilirim bilirsiniz ama bu defa yarıda bırakıyorum. Yarına kalmasın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder