Sanıyorum bugün Pazar. Ertesi bile olabilir önemi yok! Sonuçta bir “Cumartesi” değil!
Bu işin bir öylesi bir de böylesi var. Mesela diyelim ki öyle olmadı. Kafayı
o yana yatırdın olmadı, bu yana devirdin kocaman. İyi de o neyin kafası? Bitmedi tükenmedi. Biri bir şey derken amanın
o da nesi: Hiiiiiiiiiiii! Açmış sırtını dövmesini gösteriyor! Koca bir cıkcık’ı
hak etmedi mi şimdi? Tamam haydi neyse dedik bir duble uyumaya çalıştık lakin o
da kesmedi. Hee dışarıdan bakınca o da bir tuhaf durmadı değil hani. Fakat
sallamadık çünkü uyku öyle bir şey.
Üst üste cümleler kurmaya çalışırken birden elektrik kesildi, yok işte
kesildi bir kere. Neyse ki fiş çıkmış sadece. Ama tepkiler şelale tabii! Müzik lazım
o kafaya. İsimler uçtu gitti belki ama simalar kafamda. Hangi kafa? Kimse Stan
Smith giymemişti mesela. Bir tanesi Eskimo çizmesi giyiyordu o çok net. Çocuklardan
biri hoparlörün basıyla bozmuştu, o da net. Gerisi hep muamma. (Burada insan
durduk yere Mualla demek istiyor.)
Kızlar vardı yaşları ufak, tamirci vardı tamir etmeyen, ünlü birileri vardı
ama bizden. Kafalar kocaman. İçleri ne âlemde? Önemi yok! Müzik desen bir
Müzeyyen Senar değil ki zaten hiç ilgisi yok.
Sonra, ben büyük serseriyim sen Fransızca öğretmenisin diyordu en büyük
deli! 10 yaşında dedi Taksim dedi valla gerisi pek net değil gibi. Kızla oğlan
vardı, kızın yaşı pek ufaktı, ablalığa ne gerek vardı. Olsun ama ufaklık çok
tatlıydı.
Neyse diyelim ki öyle olmadı. Merak ettin
bir de dedin ki böyle olsun. Ama biliyorsun bir yüz verdin mi astarı da hediye. İşte ondandır ki yapmadın, vurdun kafayı
yattın. Aynanın kırıldığı yerlerde dolandın, sonra bir uyandın saat bu saat
olmuş bir daha da uyuyamadın! Neyse artık bu işi bir sonuca bağlayalım.
Şimdi girişi, gelişmeyi yakalayamadığın bir şeyin sonucundan sana ne
aslında! Ama öyle değil işte o. Gelişme kısmında omzumu göçerten ayıcığı da es
geçmeyesim vardı benim ama sonuçtayız artık. Sonuçsuz direkt konuşmak gerekirse
böyle olunca daha bir güzel her şey. Her şeye rağmen yaptıklarının 10’da 9’unu
hatırlayamayacak kadar kanına giren her neyse eline sağlık. O duyguyu
seviyoruz. Kafamız kaçabilir. Bence bir sakıncası yok. Bir
de şu “ama”yı daha az kullansaydık iyiydi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder