Beni öldürmeni
istiyorum keder. Hiçbir şey ve hiç kimse kalmasın ardımda. Sessiz ve sakin,
olaysız, gürültüsüz katlet beni. Hiçbir şey geçmiyor çünkü hiçbir şey geçmişte
kalmıyor. Kimse kurtulamıyor yaşadıklarından ve maalesef hiç de adil
değil hayat.
Korkma alırken
canımı zira hayat yatılı bir misafirlik değil kapıdan uğrayıp gidiyoruz
hepimiz. Her ne kadar beş duyumla hissedebilsem de altıncı duyum hep yarım, hep
eksik. Bazen hayatı ne elle tutabiliyor, ne gözle görebiliyor, ne kulakla
duyabiliyor ve ne de burunla koklayabiliyorum. Sadece dilimde mayhoş bir tat
bırakıyor ve sonra da midemi bulandırıyor hayat. En kötüsü de aşkın tadı. Onun
tadı hep damağımda, hiç olmadı onun doyana kadarı. En garibi de âşık olduğunda
cennete eşdeğer bir mutluluk denizinde yüzerken birden bire yalanla alabora olmak.
Boğulmamak için belki de bedenle değil, akılla sevmek gerek. Bu da tam
anlamıyla insanlıktan çıkmak demek.
Dayanılmaz acılardan, ciğerlerinin suyla dolup
şişerek seni kıvrandırarak öldürmesinden kaçmak için zihinsel gelişimini
tamamlamalı ve insanlığa, iyiliğe, kötülüğe ve aşka dair her şeyi bir an evvel
öğrenip, bir an evvel tanımalısın. Maddeye hakkından fazla değer verdiğinde
mutsuz olacağın gerçeğini de beyninin en görünen yerine kazımalı ve bugün yaşadıklarının,
yarının provası olduğunu asla ve katta unutmayıp, gardını almalısın. Çünkü en
çok da kansız acılar acımasızdırlar. Çünkü kanın ne zaman duracağını
kestirebilirken, acının ne zaman biteceğini asla bilemezsin. Gün geçtikçe
arttığı da olur, peyder pey azaldığı da. Alıştığın da olur, alıştığını
sanmışken birden çok daha fazla acıttığı da. İşte bu yüzden ulaşamadığın için
seni delirtmek üzere olan mutluluk ve huzuru kovalamak yerine, bir an evvel o
delilik sınırından uzaklaşmalısın.
Yaşayan bir
ölü, akıllı bir deli ve bilge bir cahil gibi, yaşamadığın için bir geçmişin,
düşünmediğin için bir aklın ve bilmediğin için de bir ayıbın yok. Bazen de taş üstünde taş bırakma nasıl olsa sıfır her zaman sıfır... Ve asla unutma aklın kelimelerden ibaret. Aklından geçen her şey aslında birer kelime, zaten bu yüzden herkesin bir adı, bir etiketi var. Ve her şey zannettiğinden de basit aslında. Sürekli onu geçirdiğinde aklından, bir de bakmışsın o da her şey gibi sıradan. Bak! Ben şimdi ne yapıyorum biliyor musun? Düşünüyorum. Düşünürken düşüyorum, düşerken yaralanıyor, yaralanırken kan revan içinde bırakıyorum her yanı. Gözlerim doluyor, gözlerim boşalıyor. Ağlıyorum, kanım yetmiyor. Son damlama kadar tiksiniyorum her anımdan. Nefretin adı nefret, hissettirdiği başka bir şey. Tıka basa dolduruyorum karnımı masallarla. Birden uyanıyorum ve yalan söylememek uğruna gerçekleri değiştiriyorum. Hepsine de inanıyorum. Yarattıklarım içinde yok oluyor, sessizce sonumu bekliyorum. Başlangıcını bilmediğim bir şeyin sonunu. Ve buralarda kalamayacak kadar yorgun ama ölemeyecek kadar da diri hissediyorum. Size bedenimi bırakırken, ruhumu alıp gidiyorum. Özlemin adı "3 gün" biliyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder