Benim havalarım bunlar. Puslu, gri, depresif. Öyle besleniyorum ki anlatamam. İliklerime kadar doyuyorum. Her gün ayrı bir kitap deviriyorum. Günde bazen 300 bazen 500 sayfa. İnanılmaz bir dirilişe geçiyor ruhum. Öyle alışmış işte. Telgraf çekiyorum bilinçaltıma. Acele etmiyorum, cevap gelene kadar bekliyorum. Sonra hemen bir geçmiş hesaplaşması ya da hesaplaşamaması, olaylardan olay seçip ona kafayı takmalar, saatlerce kafa yormalar, sert virajları yüksek hızla almalar derken cevap geliyor: "Bugün günlerden pazar, ne yapsan seni bozar. Ruhsuz, sinir bir gün. Yalnızlığınla başbaşa kahve iç lütfen. Beni germe!" Bilinçaltım bile atarlı.
Neyse çay içiyorum, en kalorilisinden bir tatlı eşliğinde. Beklemeye devam ederken neyi beklediğimi bilmeden bir çay daha indiriyorum mideye. Sıcak biraz, yanıyor soluk borum. Hoş olmuyor tabii. Neyse geçer birazdan diyerek devam ediyorum etrafa kulak vermeye. Biraz susup sakinleşmeye karar verdiğim anda şu saate kadar hiç konuşmamış olduğumu farkediyorum. Bir oyun oynuyor kafam bugün bana ama haydi hayırlısı. Şimdi bir karar daha alarak soru sormamaya, soran olursa cevap vermemeye, önüme bakıp boş boş takılmaya başlıyorum. Değişik bir başlangıç sayılmaz gerçi ama benim için sağlam bir yenilik. Ben pek susamam öyle. Vazife adamıyım ne de olsa, gereğini yapar geçerim, konuşulacaksa da konuşurum.
Şu an bilinçaltımla aramızda sorulu cevaplı bir diyalog başladı. Birazdan bir kavgaya dönüşecek hissediyorum ve sonra da uzlaşmak zorunda kalacağız, ettiklerimiz de yanımıza kâr kalacak. Ya da bir diğer seçenek de burnumdan nefes alıp durduğum için beynime gitmeyen oksijen, bilinçaltımın sesini kesmiş olacak. Ohh be diyeceğim kesin. Alttan alması gereken ben değilim sonuçta. Hiç olmamışımdır zaten. Hep ben haklıyımdır, yersen :)
Haydi biraz rahat bir kafaya geçiş yapalım, kahvemize tarçın döküp, koklayıp hapşıralım. Ama o karabiberde oluyordu çünkü evrimimizde bir kodlama hatası var. Karabiberin insanları hem de Hitler'i, Atatürk'ü, Obama'yı bile içine alan koskoca bir insanlığı hapşırtması sıradan bir şey mi? Hiç değil. Karabiberle hapşırmayan insandan Allah'a sığınırım. Zorlu bir insandır o, ben tek başıma altından kalkamam. Mücadeleyi bırakır, işime bakarım.
Şu an inanmazsınız ama yüzüm tatlı tabağı gibi ışıl ışıl. Şerbetim yüzümden damlıyor. Arkadaşlarım geldi, çömdü yanıma. Kahvenin tadı da, kafamın ayarı da değişti. Hayat arkadaşlarla filan daha bir tatlı resmen. Şimdi en kötü ihtimalle iki üç saat ışıldarım. Sonra zaten hava patlar ohhh misss. Haydi sonra devam ederiz.